HABER GERÇEK HABER PORTALI
izmir escort izmir rus escort izmir escort izmir escort eskisehir escort bodrum escort porno izle porno izle maltepe escort alanya escort kartal escort

Sözün Özü: Muammer Kızılırmak yazdı…

Gerçekleri yok sayarak, işin özünü araştırmadan fabrikanın gitmesinin sebebinin Başkan Özlü olduğu şeklinde algı oluşturmak tek kelimeyle vicdansızlıktır, insafsızlıktır…

Sözün Özü: Muammer Kızılırmak yazdı…
Bu haber 11 Şubat 2021 - 2:12 'de eklendi...

Belediye Meclis toplantıları her ayın ilk haftası gerçekleşir.

Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliği’nin 8 maddesine göre Gündem, belediye başkanı tarafından belirlenir ve toplantı günü de belirtilerek üyelere en az üç gün önceden bildirilir.

 Başkan veya üyeler tarafından yapılan teklifler üzerine gündeme madde ilave edilmesine meclisçe karar verilir.

Geçtiğimiz hafta  İYİ Partili Belediye Meclis Üyeleri tarafından esnaf için verilen destek önerisi, AK Partili meclis üyeleri tarafından reddedildi.

Önergenin içeriği ise  “Pandemi tedbirleri kapsamında başta kahvehane, kafe, lokantalar olmak üzere birçok esnaf ya kapalı ya da kısmı olarak açık. Bu süreçte ise dükkanı kapalı olan esnaflar, su kullanımını neredeyse yapmadılar.

Bununla ilgili olarak esnaflardan gelen talepler doğrultusunda Düzce Belediye Meclisi İyi Parti grubu su kullanmayan ve kapalı esnaflardan su faturalarına yansıtılan evsel atık bedellerinin alınmaması ve gündeme alınması” şeklindeydi…

Önerge gerçekten takdire şayandı. İktidarı, muhalefeti toplumun her kademesinden insanın destek vereceği türden bir önerge…

Lakin biçim bakımından eksik bir önergeydi…

Neden derseniz, sözkonusu önerge daha önce parti gruplarında gündeme getirilmemiş, tartışılmamış bir önergeydi..

Kısacası hiç kimsenin bu önergeden haberi yoktu. İçerik açısından harika bir öneri olsa da dediğimiz gibi biçim ve usul bakımından eksik bir önerge…

Eğer bu önerge toplantıdan birkaç gün önce Ak Parti ve diğer partilerin yetkililerine ulaştırılsaydı.Parti grupları konuyu değerlendirir ve eminim ki esnafın faydasına olan bir öneriyi hiç kimse reddetmezdi…

İyi Parti meclis üyelerinin “benim önergem başkası tarafından sahiplenir” diye korkmalarına gerek yoktu. Çünkü bence Belediye Meclisimizin üyeleri herkesin hakkını teslim edecek kadar siyasi olgunluğa sahip insanlar…

Belki de İYİ Partinin planı buydu…Yani durumdan kendisine siyasi malzeme sağlamaktı…

Yani İYİ Parti kurmayları  oldu bitti şeklinde önerge verecekler, Ak parti grubunun İçeriğine bakmadan araştırmadan, parti grubuna danışmadan karar veremeyeceklerini bildikleri için önerge içerik açısından değil usul yönünden reddedilince bunu siyasi koz olarak kullanup, “biz esnafın faydasına olacak bir önerge verdik Ak parti Ggrubu buna karşı çıktı ve reddetti algısı” oluşturmaktı…

Nitekim de öyle oldu…

Ertesi gün gazetelerde “AK parti İYİ Parti’nin esnafın yararına verdiği önergeyi reddetti” şeklinde haberler çıktı…

Size yaşanmış bir olay anlatacağım…

Meclis’te denizle ilgili bir konu tartışılmaktadır. Bu sırada Kayseri Milletvekili uyumaktadır. Uykusundan uyanan vekil konuyu anlamadan çıkışır derki “ben de Kayseri’ye deniz isterim

Bizim İYİ Partili meclis üyelerinin önerge vermesi de tam buna benziyor…

Nitekim AK Parti Grup başkan Vekili Hasan Günden bir TV kuruluşuna yaptığı açıklamada şunları söyledi…”

Meclis halkın yeridir. Orada partizanlık yapmak söz konusu olamaz. Ancak önergelerin verilmesi sırasında usulen hata olduğu için biz ret ediyormuşuz gibi görünüyor. Oysa TBMM’de de diğer meclislerde de önergeler verilmeden önce diğer partilerin gruplarına da verilir. Böylece diğer siyasi partilerin gruplarında önerge konuşulur tartışılır sonrasında meclis gündeminde oylanır. Meclis gündemi sırasında önergeler verilince konunun ne olduğunu derinlemesine tartışmadan kabul etmek olmaz

 

Nitekim İYİ Partili Meclis üyei Erkan Dinçer’in  “Bolu caddesi trafiğe kapatılsın” şeklindeki öneregesi de aynı gerekçeyle reddedildi…

İYİ Partili üyelere seslenmek istiyorum. Ben bir gazeteci olarak sizden birine program daveti yaptığımda neden anında hemen “tamam gelirim, ya da gelmem” demiyorsunuz da “İYİ Parti İl Başkanı Sayın Yunus Özay Er’e danışalım, onun da onayını alalım” diyorsunuz…

Basit bir program daveti için siz böyle bir yol izliyorsunuz da Ak Parti Grup Başkan vekili Sayın Hasan Günden’den önemli bir konu hakkında hemen karar vermesini bekliyorsunuz…

Sevgili Düzceliler,

Eğer bundan sonra verilecek önergelerde diğer parti gruplarına da önceden haber verirseniz, onlar da gruplarında tartışır karar verir…

Eğer siz Düzce’nin, esnafın yararına verdiğiniz önergeyi reddederlerse istediğiniz şekilde Ak parti esnafa, Düzce’ye karşı bir parti, mecliste partizanlık yapılıyor diye haykırabilirsiniz…

SİNBO NEDEN GİTTİ?

2017 yılının ortasında İstanbul ve Çorlu’da fabrikaları bulunan Sinbo, o dönem Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olan Faruk Özlü’nün büyük desteğiyle bütün fabrikalarını Düzce’de toplama kararı almış ve 1. OSB’ye yaklaşık 200 milyon dolarlık yatırım yapmıştı.

Aradan 4 yıl geçti ve bugün çok üzücü bir karar aldı ve  Düzce fabrikasındaki faaliyetlerini durdurma kararı aldı.

Peki simbo firması Düzce’den neden gitme kararı aldı?

Sosyal medyada ve bazı basın-yayın organlarında yer alan iddialara göre,  geçtiğimiz yıl fabrikada meydana gelen yangın nedeniyle Düzce Belediye Başkanı Dr.Faruk Özlü ile İYİ Parti Belediye Meclis Üyesi Oğuz Özyiğit arasında yaşanan tartışma firmanın Düzce’de ayrılmasına neden oldu…

Gelin birlikte o tarihte Başkan Özlü ile Özyiğit arasındaki tartışmaları hatırlayalım…

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl Sinbo fabrikasında yangın meydana geldi…

İYİ Parti Düzce Belediye Meclis Üyesi Oğuz Özyiğit, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, yöneticisi olduğu fabrikada çıkan yangının büyümesinden Düzce Belediyesini sorumlu tutarak “Pandemi sürecini bahane edip, tam teşekküllü itfaiye aracı almayı kabul etmediler. Ama Millet Bahçesi için ihale yaptılar” dedi…

Bunun üzerine Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı…“Düzce Belediye Meclisinde muhalefet partilerinden birine mensup bir meclis üyesi, OSB’de çalıştığı fabrikada dün çıkan yangınla ilgili Düzce Belediyesi yönetimini suçlamış(!). Yangınla ilgili İtfaiyenin teknik raporu ortaya çıkmadan çala kalem yapılmış bu suçlama, ancak ve ancak yangın üzerinden siyasi rant devşirmeye yönelik, gayrı ciddi bir davranış olarak değerlendirilebilir. Teknik Rapor ortaya çıkmadan suçlamalarda bulunmanın iyi niyetli bir tutum olmadığı açıktır. Sorumluluk sahibi bir genel müdürden yangında can kaybı olmaması sebebi ile Allah’a şükreden bir mesaj, yatırımcının maddi kayıplarının telafisi icin devletten yardım istemesi beklenir. Bir yangını bile siyasi emellerine fırsat olarak görebilen, çiçek böcek muhabbeti yapan bir genel müdürü yatırımcının yerinde olsam derhal görevinden alır, varsa ortaklığımı bitirirdim.

Fabrikanın 30 Haziran itibarıyla Düzce’den gitme kararını alması üzerine gerek sosyal medya üzerinden, gerekse de basın yoluyla sanki fabrikanın sırf yaşanan bu tartışma nedeniyle Düzce’den ayrılma kararı aldığı şeklinde yayınlar yapılıyor.

Bu şekilde bir algı oluşturulmaya çalışılmakta…

Daha doğrusu Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’yle ilgili sanki Başka Özlü’nün Sinbo’nun gitmesine sebep olduğu şeklinde insafsız paylaşımlar haberler yapılmakta…

Sevgili Düzceliler,

Yapılan yorumlar tamamen yanlıştır…

Düşünün bir kere 200 Milyon liralık yatırım yapan ve kar eden bir fabrika, sırf idarecisi ile belediye başkanı arasında tartışma yaşandı diye, onca yatırımı, emeği hiçe sayıp, ve bir o kadar daha masraf yaparak  bir şehirden gitme kararı alır mı? Üstelik taşıma maliyeti de cabası…

Bunu hangi mantıkla, hangi anlayışla izah edebilirsiniz…

Sevgili Düzceliler,

Sinbo fabrikasının Düzce’den gitmesinin yaşanan tartışmalarla, uzaktan yakında alakası yoktur.

Alınan karar tamamen ticaridir.

Çünkü hiçbir fabrika kar ettiği bir yerden, ne olursa olsun gitmek istemez, ancak zarar ediyorsa gitme kararı alır…

Aldığım bilgilere göre Sinbo’nun Düzce’den gitme kararına etkili olan sebepler şunlar:

2017 yılında fabrika Düzce’ye yatırım yapma kararı alırken, kendisine çok büyük hedefler koymuş…

Hedeflediği üretim kapasitesine ulaşamayınca, yatırım ve üretim maliyeti artmış ve fabrika zarar etmeye başlamış…

Örneğin halihazırda fabrikanın enerji ihtiyacı 500-600 KW iken, fabrikaya 1600 KW lık 2 adet trafo alınmış,

2 adet makinayla üretim yapma imkanı varken onlarca makine alınmış ve bu makinalar 3 yıldan beri hiç kullanılmamış, daha doğrusu ihtiyaç duyulmamış,

Dedik ya firma büyük hedefler koymuş, halihazırda firmanın 2 fabrikaya yetecek makine parkuru mevcut…

Öyleki fabrikanın ayrılma kararını duyan makinaların distribütör firması, Sinbo’nun makinaları elden çıkaracağını düşünerek, makinaları satmamasını rica etmiş ve size verdiğim makinalar benim bir yılda piyasaya sattığım makinalar. Eğer bunları piyasaya sürerseniz, ben satış yapamam, pazarım biter demiş…

Bir diğer husus da şu, fabrika hammadde olarak kayın ağacı kullanmakata…Kayın ağacının kuruma süresi 45 gün iken, çam ağacının kuruma süresi bir hafta…

Çam ağacından üretilen ürün misal 10 liraya mal oluyorsa, Kayın ağacı bunun iki katı yani 20 liraya mal oluyor…

Personel bakımından ise 130 kişi çalışırken 80 kişiye düşürülmüş, halbuki fabrika şu durumda 40 kişiyle de aynı üretimi gerçekleştirme imkanına sahip…

Fabrika yetkilileri şöyle düşünmüş, biz çam ağacını örneğin Ispartadan alsak fabrikayı taşımasak şeklinde bir çözüm getirmek istemiş. Ancak nakliye kamyon başına 3.800 liraya mal oluyormuş..

Bir şey daha var. Eğer fabrika üretim yapmayıp, başka firmaya fason üretse şu durumda yine kar ediyor…

İşte fabrikanın Düzce’den gitme kararının esas sebebi bunlar…

Tartışmalarla filan hiçbir ilgisi yok…

Aldığım bilgilere göre,

Fabrika Isparta’dan bir imalatçı firmayla anlaşmış, Çam ağacından üretim yapacak imalatçı firmaya makine alet edevat hespini verecekmiş ve fason üretim yaptıracak…

Ayrıca imalatçı firmaya da alım garantisi vermiş…

Ayrıca kayın ağacından ve üst segment üretimini de aynı sistemle Düzce’de bir firmaya fason üretim yaptıracak…

Sonuç olarak meselenin özü budur. Firma Düzce’de 4 yıldan beri zarar ettiği için, bu zararı önlemek için şehrimizden gitme kararı aldı…

Gerçekleri yok sayarak, işin özünü araştırmadan fabrikanın gitmesinin sebebinin Başkan Özlü olduğu şeklinde algı oluşturmak tek kelimeyle vicdansızlıktır, insafsızlıktır…

SARIOĞLU-ALBAYRAK-CABOĞLU TARTIŞMASI

Gelelim geçtiğimiz hafta AK Parti Akçakoca İlçe Başkanı Esvet Sarıoğlu, Akçakoca Eski Başkanı Fikret Albayrak, MHP İl Başkanı İlhami Caboğlu arasında meydana gelen tartışmaya…

Öncü TV Ekranlarında yayınlanan ve Sadullah Ünsal’ın sunduğu  “Kitabın Ortasından” programına konuk olan Ak Parti Akçakoca İlçe Başkanı Esvet Sarıoğlu CHP’li Akçakoca Önceki Dönem Belediye Başkanı Fikret  Albayrakla ilgili: “Sayın Albayrak Belediye Başkanlığı döneminde yaptığı revizyon imar planlarıyla bazı yeşil alanları imara açarak rant alanı oluşturdu” “İnsanların denize sıfır yerlerde, lokanta yapacağı yerleri yeşil alan yaparken başka yerlere imar verdiniz; nerelere verdiğinizi de şimdi burada anlatmayayım, verdiniz rant sağlandı birilerine” şeklinde konuştu.

 

Sayın Fikret Albayrak, Sarıoğlu’nun bu sözüne cavaben sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda “Akçakoca’da banka hesaplarına, bindikleri arabalarına ve kasalarında sakladıkları tapularına bakılırsa Akçakoca’nın rantını götürenleri görürler”  dedi…

 

Sarıoğlu ise, bu paylaşımının ardından yine sosyal medya hesabı üzerinden Albayrak’a cevap verdi. “Sayın başkanım, ben siz şahsınıza rant sağladınız demedim bunu yapmadığınızı en iyi bilenlerdenim. Ancak; bahsettiğim sahil bandındaki GB (günübirlik )imarlı olan sadece şahıs arazilerini yeşil alana çevirerek belli bölgelerde bazı kişilerin yeşil alan olan arazilerini imara açıldığını kastederek o alanların ranta açıldığını vurguladım. Sanırım yapılan haberler sizde yanlış algı oluşturmuş. Bizi kastederek yukarıda yazdığınız yazıya cevabım şu olacaktır; Sizin de bizimle ilgili söylediğiniz sözlerin bu yanlış algıdan olduğunu düşünmek istiyorum.

Eğer yaptığımız işlerde size göre bir rant varsa, detayları ile açıklamanızı rica ediyorum. Aslında sizde bizim ticari başarımızı her zaman tasvip edip, tebrik edenlerdensiniz. Bunu bizzat defalarca sizin ağzınızdan duyan biri olarak bu arabalar-paralar-tapular konusunda bizleri kastetmediğinizi düşünmek istiyorum. Bizimki sadece işini iyi yapan hesabını bilen haramdan uzak durup helal işlerle uğraşıp her iş yaptığı kişiden helallik alıp yoluna devam eden bir iş insanının başarısı” ifadelerini kullandı.

Sevgili Düzceliler,

Siyasetçiler ve yöneticiler, temsil ettikleri makamlara ve bağlı oldukları partilere zarar gelmemesi açısından söyledikleri sözlere, yaptıkları hareketlere azami hassasiyet göstermek zorundadır. Kendilerini ve temsil ettiği makamları bağlayıcı ithamlarda bulunurken kılı kırk yarmalıdırlar.

Aksi takdirde sadece kendilerine değil, temsil ettikleri kurumlara, ilçeye ve şehre zarar verirler. Belki de verilen bu zarar telafisi mümkün olmayan yıkımlara yol açabilir.

Bu anlamda, Sayın Esvet Sarıoğlu da Sayın Fikret Albayrak da toplum önünde yaptıkları iddiaları ispatlamak zorundadır. Sosyal medya ve basın önünde tartışmak kolaydır. Ancak bu tartışmaların ithamların verdiği zararı telafi etmek oldukça zordur…

Yine aynı programda Sayın Sarıoğlu

MHP’li Akçakoca Belediye Başkanı Okan Yanmaz’ın, göreve gelir gelmez belediye borçlarını kentin göbeğinde pankarta asması hakkında “Cumhur İttifakı’na hiç yakışmadığını ifade etti…

Bildiğiniz gibi Akçakoca Belediye Başkanı Okan Yanmaz göreve gelir gelmez, önceki başkan Ak Partili Cüneyt Yemenici’nin yönetimindeki beleiyenin borçlarını Akçakoca meydanında pankart asarak ilan etmişti…

Bu konuda söyleyeceğimiz şudur: Cumhur İttifakında yer almak, ittifakı oluşturan partiye mensup kişilerin yaptıkları hataları örtbas etmek demek değildir.

Cumhur İttifakı’nda olmak, ilçeye, şehre, ülkeye nasıl daha iyi hizmet edebilirim amacını taşımalı ve ittifakı oluşturan partilere mensup kişilerin sadece ve sadece bu düşüncede olması gerekmektedir. İttifakın amacı da ruhu da budur…

Programda  Akçakoca Belediyesi’ne ait benzin istasyonunun satışı ile ilgili ”Kamu zararı oluşturulmuştur”diyerek “, söz konusu arazinin, akaryakıt piyasasında marka sahibi firmanın ön avans olarak işletmeciye verdiği para olan “bayrak parası”na satıldığını savunmuş ve Ortada bir kamu zararı var.” diyen Sarıoğlu, ayrıca, bir önceki Belediye Başkanı Cüneyt Yemenici dönemindeki kiralama bedeli baz alındığında ya da döviz kurları üzerinden hesaplama yapıldığında, istasyonun çok ucuza satıldığının ortada olduğunu söylemişti…

Bu iddiaya cevap olarak MHP İL Başkanı Sayın İlhami Caboğlu  “Eğer Akçakoca’da yapılan bir ihaleden sonra herhangi bir ilçe başkanı ’Benim haberim yoktu’ diyorsa önce kendi meziyetsizliğini bir gözden geçirmesinde fayda var.” dedi.

Burada Sayın Caboğlu’nun kullandığı üslubu doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyoruz.

Az önce de bahsettiğimiz gibi siyasiler ve toplum önündeki kişiler sözlerine ve tavırlarına dikkat etmek zorundadır…

Elbette eleştirirsiniz, lakin eleştirdiğiniz kişiye hakaret boyutuna varacak ve kişiyi rencide edecek sözler kullanmamak siyasi etiğe aykırı olduğunu düşünüyorum.

İlaveten Sayın caboğlu yaptığı açıklamada “Kamuoyunun takdiridir mahkemeye verildi. Hem yerel mahkemede Akçakoca Belediyemizin lehine olan bir karardır. Sonrasında temyiz edilmiş ve üst mahkeme de onamıştır.

Dedi…Evet dodğrudur. Sözkonusu ihalenin hukuka aykırı olmadığı mahkeme kararıyla tescillenmiştir.

Burada Alev Alatlı’nın bir sözünü burada ifade etmek istiyorum;

Her yasal hak helal değildir, olamaz” diyen Alatlı, “İmar ruhsatı olan bir müteahhit şehrin ırzına tecavüz ederken yasal olarak suçsuzdur ama yaptığı iş helal değildi. Keza raf ömrünü uzatmak için ekmeğin içine kanserojen madde koyan fırıncının yaptığı ambalajın üzerine koyduğu sürece yasal dolayısıyla suçsuzdur, ama helal değildir. Bir kalem darbesiyle atar ergenleri sokağa döken yazar, alevler afakı sardığında suç mahalinde değilse, olayları evinden seyrettiğini ispat edebiliyorsa yasal olarak suçsuzdur ama helal değildir yaptığı…”

İlhami Caboğlu,  konuyla ilgili son olarak da “Aslında burada sorgulanması gereken huşu şudur bana soracak olursanız. Akçakoca Belediyesi’nin bu yerleri niçin satma zorunluluğu vardır? Bunları konuşursak daha doğru biz zemine olayı çekmiş oluruz.” diyerek bir önceki AK Partili Belediye Başkanı Cüneyt Yemenici döneminden kalan borçlara işaret etti.”

Sayın Caboğlu’nun bu sözüne de katılmamak mümkün değil…

Eğer Sayın  başkan Yanmaz, belediyeyi bu kadar borçlu olarak devralmasaydı…

Hiçbir şekilde belediyeye ait kar getiren bir mülkü satmak zorunda kalmazdı. Eminim ki Başkan Yanmaz, içi kan ağlayarak bu satışı yapmak zorunda kalmıştır.

Saygılarımla…

 

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER

ankara escort ankara escort ankara escort

CLOSE
CLOSE